Son durak kara toprak değil. Sebebi imtihan olan dünyadan geçiyoruz; sonrası, ilelebet kalacağımız son durak olan ahirettir. İyi ettiysek iyi bulacağız, sonsuz nimetlere kavuşacağız; kötü ettiysek kötü bulacağız, cehennemin korkunç azabına muhatap olacağız (Allah muhafaza etsin, amin). İmtihanın kuralları bellidir: Allah’ın emir ve yasaklarına riayet edeceğiz. Neticeye giden yollar da bellidir ve seçebilmek için herkes cüz’î iradeye sahiptir.
İmtihanın Esası ve Sorumluluk Bilinci
İslam’ın ve imanın şartları ortadadır; geriye sadece Peygamber Efendimizin (S.A.V.) öğrettiği şekilde yaşamaya gayret etmek kalıyor. Lakin akla hemen şu soru geliyor: Şizofren ve sapıkların elinde çivisi çıkmış bir dünyada bunun ne denli mümkün olabileceği… Bu sorunun cevabı şu cümlelerde saklıdır: Hayat, iman ve cihaddan ibarettir. Sözleri, “iman varsa imkân vardır” söylemiyle devam eder.
Müminin Gayesi ve İ‘lâ-yı Kelimetullah
Her mümin, Müslüman olan kişinin mefkûresi (gayesi), i‘lâ-yı kelimetullahı yeryüzünde hâkim kılmaktır. Bunun sebebi; ilahi nizam içerisinde tüm insanlığın huzur ve güven ortamında yaşaması, hem dünyasında hem de ahirette Allah’ın lütfuna mazhar olması içindir.
Zor Zamanlarda İstikamet
Birliğin dağıldığı, dirliğin kalmadığı; güçlünün zayıfın anasını ağlattığı zamanlardan geçiyoruz. İşte tam da böyle bir zamanda insanın istikameti daha da kıymet kazanıyor. Zorlukların arttığı, fitnenin çoğaldığı dönemlerde hak üzere kalabilmek; sabırla ve sebatla yürüyebilmek başlı başına bir imtihandır.
Hakikate Tutunmak
Bu yüzden mümin, şartlara bakarak değil, inancına bakarak yaşar; kalabalığa uyarak değil, hakikate tutunarak yol alır. Çünkü bilir ki dünya geçicidir, asıl olan ebedi yurttur. Her şeye rağmen doğruluktan ayrılmamak, adaleti gözetmek, kul hakkından sakınmak ve güzel ahlakı kuşanmak bu yolun en sağlam azığıdır.
Peygamber Efendimizin Örnekliliği
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) hayatı da bize tam olarak bunu öğretir: En zor şartlarda bile merhameti elden bırakmamak, kötülüğe iyilikle karşılık vermek ve her hâlükârda Allah’a dayanmak.
Bugünün Sorumluluğu
Bugün bize düşen; umutsuzluğa kapılmadan, “Ben ne yapabilirim ki?” demeden, kendi nefsimizden başlayarak iyiliği yaymaya gayret etmektir. Küçük görünen her hayrın Allah katında büyük olabileceğini unutmadan; dilimizle, kalbimizle ve amellerimizle hakka şahitlik etmektir. Çünkü her birimiz bu imtihanın bir parçasıyız ve herkes kendi payına düşen sorumluluktan hesaba çekilecektir.
Son Durak ve Nihai Kazanç
Son durak yaklaşırken en büyük kazanç; temiz bir kalp, samimi bir iman ve salih amellerle huzura varabilmektir. Rabbim bizleri doğru yoldan ayırmasın, kalplerimizi hak yolunda sabit kılsın, bu zorlu imtihanı hakkıyla verebilmeyi nasip etsin. Amin.
