Bir genç düşünün... Doğduğu günden beri kendini bulamayan, buna rağmen herkesin değişmesini beklediği bir genç... Baktığı aynada kendisini değil de başkasını görmek gibi bir şey bu. Hep ideal olarak gösterilen bireyler üzerinden tabiri caizse paha biçiliyor gençlere. Uçmak tehlikeli diye kanatları kırılıyor, boğulur diye gemisi yakılıyor... En acısı da kurduğu hayaller bile kendisine ait değil. Omuzlarındaki yük hafiflesin diye duyduğu ihtiyaçlarını, kendi hayalleri sanıyor. Hâlbuki istediği başka, ilgisi başka. Bizler aslında tamamlanmadan eksiliyoruz, bunun ne demek olduğunu düşünebiliyor musunuz? Kendisine ait olmayan bir hayali bile kuramıyor artık... Denizlere açılma umudunu gemiye bindiriyor.... Ve uğurluyor sonsuza... Arkasından el sallama mecali desen...o da yok...
İşin en kötü tarafı hiç kimse bunun farkında değil. Kendi içinde kırlıyor... Bir daha... Bir daha... Hiç tamir olmadan... Bir yerde görmezden gelinen, önemsenmeyen bu gence dokunulsa ağlar. Kalabalıklar içinde yalnızlık çekiyor, kendisini anlayacak iki çift gözden mahrum kalmış ve hep susmaya mecbur bırakılmış oluyor. Bir fikrini söylemeye dursun anında yargılanıyor, fikirleri kınanıyor, hevesi kırılıyor. Sessiz bir çöküş, içten bir tükenmişlik nihayetinde...
Bir gençlik kırıldığı yerden tamir olur mu bilmiyorum... Ama bu yıkımı izleyenleri, göz yumanları... Kesinlikle unutmayacak, affetmeyecek. Sükuta mahkum edip de işine gelince konuşulması istendiğinde konuşmayacak. Benliğini ya sosyal medyada ya yanlış insanlarda yada uçurum kenarlarında ararken bir de bakacaksınız... Yitip gitmiş, sizler farkında bile olmadan...
"Gençlik bitmiş" değil de "Gençlik bitiriliyor" diyebildiğinizde belki bir genci daha umudunu uğurladığı o gemiye yetiştirebilirsiniz. Geç değil. 
Bu yazı bakıp da görmeyen, duyup da dinlemeyen, düşünüp de anlamayan her bireye gençlik adına bulunduğum sitemimdir, kalın sağlıcakla...